Demokrasi Bayramı



15 Temmuz 2016…
Bir darbe kalkışması yaşadık,,,, iki köprünün trafiğe askerler tarafından kapatıldığı haberleri gazetelere düştüğü andan itibaren medya sayesinde an be an canlı yayınlarda ve sosyal medyalarda ve de internet gazetelerinden gelişmeleri neredeyse nefes almadan izledik…  yayın yasağı olmadan ve her bir kanaldan...

Komutanları rehin almışlar, köprüleri tutmuşlar, tanklar ve savaş uçakları ile harekete geçmişlerdi ve TSK darbe tarihinde ilk kez Türk askerinin meclisi bombaladığına ve vatandaşı öldürdüğüne şahit oluyorduk… 

TSK içindeki bir FETÖcü bir gurup olduklarını duyduk yetkili ağızlardan… TSK  hiyerarşisi içinde yola çıkılmadığını söyledi yetkililer… Cumhurbaşkanı  halkın sokaklara çıkmasını, tankların önüne yatmasını istedi. Cami minarelerinden okunan salalar eşliğinde millet sokaklara döküldü…

Ve Darbe kalkışmasında bulunanlar tabiri caiz ise kıskıvrak yakalandılar ve  başarılı olamadılar…

Bir nefes aldık... bunu yaşamamıza yol açan sorgulanacak çok şey var ama olsun, şu an için önemli olan; darbe teşebbüsü başarıya ulaşamadı...   Çok şükür.... 


Darbelerin bugüne kadar kime gerçek anlamda yararı olabilmiştir ki??? Er veya geç darbeciler hep ama hep kaybetmişlerdir...en muktedir olanları bile.... Böyle başlıklar attırıp - referandumlarda  %92 alanlara bile.... 




Darbecilerin hezimeti ardından...
“Demokrasi kazandı” diye sevinç naraları attık… 

Meydanlar dolduruldu…. bayraklar ellerde... marşlar dillerde...




"Bundan böyle 15 Temmuz Demokrasi Bayramı olmalı” dedi yetkili ağızlar…. 

Ankara’da olan Milletvekilleri anında mecliste toplandı… bombalar atılırken brbirlerine kenetlendiler… birlikte paylaştılar dehşet saatlerini… birbirleriyle kavga etmeden… çatışmadan…  Mecliste gurubu bulunan 4 parti ortak duyuru yayınladı…. Meclis hep beraber “İstiklal Marşı”nı söyledi… Meclis başkanı Kahraman, Mehmet Akif’in  yazdığı İstiklal Marşımızın devamı olan kıtaları büyük bir memnuniyetle okudu.
Çok güzel görüntülerdi...




Muhteşem bir sonuçtu demokrasi adına… darbeye karşı tek vücut olarak direnmek… 

Bir kahramanlık destanıydı….

Yüreğim… yüreklerimiz sevinçle doldu…. Umutla doldu….


Keşke, tüm bu sevince, bu zafere gölge düşüren olaylar da olmasaydı….

Keşke, Cumhurbaşkanı halkı sokağa çağırmak yerine güvenlik güçlerine bıraksaydı darbeyi sindirmeyi…. 

Hadi o anki panik duygusu içinde Cumhurbaşkanı Türk Askerinin Türk vatandaşına karşı silahını ateşleyemeyeceğini düşünerek ilk aklına geleni yaparak bu çağrıyı yaptı…

Keşke , sivil vatandaşlar İŞİD tarzında davranarak, yakaladıkları erleri öldürmeselerdi… işkence etmeselerdi… sadece polise teslim etselerdi yakaladıkları askerleri linç etmek yerine…

Hadi o vatandaşların bazıları içlerindeki öfkeye teslim oldular… ne de olsa bir türlü yok edilemeyen  “linç kültürü”  denilen bir olgu da var …ama... Ya diğer vatandaşlar... orada olan polisler....???

Hadi onlar da korktular böylesi öfkeli kalabalığın önüne geçmekten – gerçi korkmayanlar ve askeri linç edilmekten kurtarıp - kucaklayanları da oldu - "herkes kahraman doğmaz" diyelim...







Keşke…  savcılar bu erleri böyle katledenleri, işkence yapanları videolardan – fotoğraflardan belirleyip tutuklatsalardı…. Aynen darbecilere yaptıkları gibi anında hareket etselerdi….


Hadi onlarda önceliği darbecilere verdiler , önümüzdeki günlerde bu vahşi katillerin ve işkenceci vatandaşların da peşine düşecekler….

Keşke, Cumhurbaşkanı veya Başbakan veya camilere anında sala okutabilen diyanet işleri başkanı kameraların önüne çıkıp  böylesine bir vahşetin yanlış olduğunu halka söyleselerdi…. 

Daha bir umutlu olacaktım... demokrasi bayramı adına....








15 Temmuz 2016 ‘da Atatürk Hava limanında kameraların önünde “bu ülke hepimizin, 78 milyonun…” diyen  ve 78 milyonu meydanlara çağıran Cumhurbaşkanı… 16 Temmuz 2016 sabahında tüm vatandaşların telefonlarına 



Tüm halkımızı milli iradeye, demokrasiye sahip çıkmak üzere meydanlara davet ediyoruz.
Turkiye Cumhuriyet Devleti”
diye mesaj yollayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti...


daha dün,

Bayram kutlamaları veya anayasal protesto haklarını kullanmak isteyenlere yasaklar koyarak , meydanlara - özellikle de  Taksim’e çıkanların karşısına polisi tomalarıyla dikip, biber gazı ve plastik mermilerle halka saldırtır… hatta "benim kahraman polislerim" diyerek vatandaşların ölümlerine sebep olan polisleri korurken...






bugün  (15 ve 16 Temmuz 2016 tarihinde ) 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Devleti halkı meydanlara davet etti... hatta bu çağrı üzerine  doldurulan meydanlardan birisi de hep yasaklananTaksim Meydanı’ydı... Ama bu kez  devlet ve mekanizmalar kutlamalara destek verdiler..





yarın da…

Taksim Meydanı ve diğer meydanları.... bayramlarını kutlamak isteyenlere… veya anayasal hakları çerçevesinde sivil protesto gösterilerinde bulunmak isteyenlere özgürce kullandırırlarsa...

Yarınları beklemeden bugünden itibaren….

Çoğunlukçu  sistem yapısından  dönüp, çoğulculuk sistemine dönüyorsak…

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her bireyine eşit davranan bir devlet olmak için adımlar atmaya başladıysak...

Farklılıklara... farklı düşüncelere, farklı yaşamlara, farklı inançlara, siyasal eleştirilere… tolerans gösteren, saygı duyan bir toplum olmak için çaba göstermeye başladıysak...

Darbelere umut bağlamaktan vaz geçtiysek... Sivil veya askeri her türlü darbe karşısında, her zaman ve her ortamda, yine böyle kahramanca dikilebileceksek...

Adaletin her bir  birey için eşit şekilde uygulandığı… hakimlerin hür vicdanları ile, karşısındaki zanlının kim olduğuna bakmadan karar vermek için ettikleri yeminlere sadık kalmak için kendilerine  söz vermeye başladılarsa ve bu yeminlerini uygulama kararlılığındaysalar..

Ülkenin her yerinde eşit eğitim hakkı nın sağlanması için seferberlik başlatıyorsak...

Meclisteki vekiller ve devlet kadrolarındakiler ettikleri yemine, anayasa ve yasalara uygun ve sorumluluklarına yakışır biçimde davranmaya karar vermişlerse ve artık meclisteki davranışları-söylemleri ve uygulamalarında bugün gösterdikleri tabloyu yarın da devam ettirebilecekler ise...

Hükümet mensupları... ve hükümet olma adayı partilerin mensupları.... özellikle bu "darbe girişimi" olayının faillerine ve bunların bulundukları pozisyonlara kimler tarafından hangi niyetlerle nasıl konumlandırıldığını hatırlayarak, devlet kadrolarına kendi yandaşları olarak düşündükleri kişileri devlet kadrolarına sistematik olarak yerleştirmek sevdasından vaz geçme kararlılığına ulaştılarsa... 

Milletvekilleri,  meclis ve hükümetteki konumlarının ve görevlerinin sadece millete ve ülkeye hizmet etmek olduğunu... bu yetkilerini ve konumlarını kişisel çıkarları için kullanamayacaklarını idrak etme durumuna gelmişlerse...

Vatandaş meydanlarda tankların önüne yattığı gibi... canı pahasına cuntacıların üzerine yürüdüğü gibi, aynı cesaretle kendi vatandaşlık haklarına sahip çıkmaya karar verdiyse... kendi anayasal haklarını savunmaya başladıysa...

Vatandaşlar, Demokratik bir Cumhuriyet olmamız için  gereken adımların, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Hükümeti, Milletvekillerinin tümü, Yüksek Mahkemeleri, Medyası  ve Devletin Üst yönetimde bulunan her bir yetkilisi tarafından atılması için, gereken tepkileri göstermeye de kararlıysa....


işte benim ülkemin demokrasi şenliği başladı diyebilirim….

Yok değil ise... sadece "cunta" sözüne oluşmuş alerji ve Reis'e olan tapınma güdüsüyle meydanlara koştuysa bu halk... meclistekiler de "cunta" nın yarattığı can korkusuyla geldilerse yan yana....

Bu benim için bir demokrasi şenliği olamaz ki... sadece;

“Bir bela daha def edildi ama ya yarın???... acaba başka ne gelecek başımıza…” diye  endişelerle beklemeye devam edeceğim…..  

çünkü sistem hep kendisini güçlü hisseden birlerinin diğerlerini ezdiği bir sistem olmaya devam edecek 

ve...

her zaman...
er ya da geç... “daha güçlü” birileri ortaya çıkar… 
ve bir gün birilerinin daha kalkışabileceği ve hatta başarılı olabilecekleri kabusu iktidarı da vatandaşları da esir alır …. 
Böylesi bir paranoyak ortamda...
Yaşam kalitesi, herkes için  her gün daha bir düşer…. 
filler savaşır.. çimenler ezilir... derler ya işte o misal olan halka olur...


Gerçek bir demokrasi bayramı yaşamayı diliyorum....
Bu ilk adımın kutlamalarının keyfini sürekli kılabilmeyi diliyorum... 
Demokratik bir Türkiye Cumhuriyetinde yaşayabilmeyi diliyorum....
Başka belalar yerine güzel kutlamalar yaşamayı diliyorum...

Bu acı tecrübede canlarını kaybeden herkesin aile ve yakınlarına baş sağlığı diliyorum...









Related Posts

Demokrasi Bayramı
4/ 5
Oleh

Subscribe via email

Like the post above? Please subscribe to the latest posts directly via email.